Mess İzmir’ den Mutlu Çalışan Semineri

Mutlu Şirket-Mutlu Yönetici-Mutlu Çalışan
MESS İzmir Bölge Temsilciliği’nde “Mutlu Şirket-Mutlu Yönetici-Mutlu Çalışan Nasıl Olunur” ana temalı seminer Uzman Psikolog Manolya ÖZEK tarafından 01 Nisan 2016 tarihinde genel katılıma açık şekilde gerçekleşti. Seminere genel olarak şirketlerin yöneticileri ile İnsan Kaynakları Uzmanları katıldı. Kariyerloji olarak biz de oradaydık. 🙂 mess Hepimizin tanıklık ettiği ve yaşadığı üzere her geçen gün milletçe çok büyük acı ve travmalara maruz kalmaktayız. Böylesi bir ortamda hepimizin mutluluğa, stres yönetimine çok daha fazla ihtiyacımız bulunmaktadır. Hayatta kalmak için en temel ihtiyacımız olan güvenliğimizin tehdit altında olduğu böyle zor dönemlerde dayanıklılığımızı geliştirmeliyiz. Bu bağlamda Mess şirketlere, çalışanlarının ihtiyaçlarını anlamaları bakımından bir yol gösterici olması için bu semineri genel katılıma açık olarak düzenledi.
Uzman Psikolog Manolya Özek, seminerde öncelikle mutluluk nedir, mutluluğu etkileyen faktörler ve dünyada mutluluk düzeyleri üzerine yapılan araştırmaları paylaştıktan sonra işyeri memnuniyetinin nelerden etkilendiğini, bizi memnun eden faktörlerin neler olduğunu, stresin mutlulukta olan faktörünü ve mutluluğu arttırma yollarını anlattı.Seminerin en önemli kısmı olan, mutluluk ile ilişkilendirilen dayanıklılık bölümünü, herkesin kendi hayatına uygulayabileceği basit ama bir o kadar zor olan not aldığımız kısımları paylaşmak istiyoruz.
“Dayanıklılık (resilience), tüm zorluklar, belirsizler ve değişim karşısında yılmazlığımızı, esnekliğimizi koruyabilmek, motive bir şekilde hedeflerimize bağlı kalabilmek, zor zamanlarda var olabilmek ve her şeye rağmen iyi olabilmektir. Dayanıklılığı yüksek kişiler stresten daha az etkilenir, daha hızlı toparlar, hatta bu tür deneyimleri gelişim fırsatı olarak bile görebilirler. Mutlu olan insanların beyinlerinde 4 alanda dayanıklılığın artmış olduğu görülmüştür. Bunlar fiziksel dayanıklılık, zihinsel dayanıklılık, duygusal dayanıklılık ve sosyal dayanıklılık ile sınıflandırılmıştır.
Fiziksel dayanıklılık, bedenimizin sağlığı ile ilişkilendirilen dayanıklılık türüdür. Fiziksel dayanıklılığı arttırmak için bedenimizi her gün hareket ettirmemiz gerekiyor.Düzenli antrenman yapınca, vücudun stres verme eşiği yükseliyor. Fiziksel dayanıklılığınızı arttırmak için düzenli spor yapmalı, beslenme ve uykunuza dikkat etmeli, haftada 3 ya da 4 gün minimum 20 dkkardiyo ve 20 dk. kasları güçlendirme egzersizi yapmalı, güne yeterli vitamin, mineral ve karbonhidratları alabileceğimiz sıkı bir kahvaltıyla başlamalıyız. Özellikle gece 11.00- 04.00 arasını melatonin hormonunun en fazla salgılandığı saat dilimi olduğu için uykuda geçirmeliyiz.
Zihinsel dayanıklılık, baskı altında iradeyi disipline ederek kontrolde tutarlı,kararlı ve odaklı olarak anda kalabilmek ile ilişkilidir.Herşeyi kontrol etmeye çalışan, mükemmeliyetçi, sabırsız ve sadece başarı odaklı kişilerin zihinsel dayanıklılıklarının düşük olduğu görülmüştür. Bu dayanıklılığı geliştirmek için ise değiştiremeyeceklerimize değil, değiştirebileceklerimize odaklanmak, zaman yönetimini geliştirmek, alternatif yollar planlayarak en kötü olabilecekleri onaylamak gerekiyor. Zihinsel dayanıklılığınızı arttırmak için beyin kaslarınızı güçlendirmeliyiz. Düzenli sudoku, satranç veya stratejik oyunlar oynayarak bu kasları güçlendirmek mümkün. Yardımseverlik koşuları (maraton), bisiklet ve yüzme yarışı gibi etkinliklere katılmak da zihinsel dayanıklılığınızı güçlendirmek için çok etkilidir.

Duygusal dayanıklılığı yüksek olan kişiler duygularını tanıyan, karşısındaki kişilerin de duygularının anlayabilen kişilerdir. Duygularını içine atan, sonradan patlama yaşayan pasif agresif kişilerde ise genelde bedensel rahatsızlıkların ortaya çıktığı görülmektedir. Duygusal dayanıklılığı arttırmak için nefes, meditasyon ya da yogayı hayatınıza sokmalıyız. Duygusal dayanıklılığı düşük kişiler kaygılı, gergin, öfkeli ve tepkiseldirler. Nefes, meditasyon ve yoga gibi çalışmalar, kaygı düzeyinin yüksek olduğu beta beyin dalgalarını alfa düzeyine indirerek daha sakin ve odaklı olmayı sağlar.”
Ayrıca şükretmenin önemini vurgulayan Uz.Psk.Manolya Özek , her gün 3 tane şükredeceğimiz şeyi yazdığımızda, ,Prozac (antidepresan ilacı) ile aynı etkiyi yaptığını, serotonin hormonunu yükselttiğini belirtti.
Sosyal dayanıklılık bizim kendimizden farklı olanı tolare etme gücümüzü ifade ediyor. Sosyal dayanıklılığınızı arttırmak için de ailenize ve dostlarınıza zaman ayırmalı, sevdiklerinize her gün dokunarak (sarılarak, öperek vs.) güven ve bağlanma hormonu olan oksitosinin salgılanmasını aktive etmemiz gerekiyor.
Şu ana kadar mutluluk üzerine yapılan en uzun araştırma Harvard Üniversitesi tarafından yapılan 75 yıllık bir araştırma. Bu araştırmaya şuan 90’larında, o zaman 19’unda olan 724 erkek katılıyor. Bir grup Harvard Üniversitesi’nde okuyan öğrencilerden oluşurken diğer grup Boston’ ta yaşayan sosyo-ekonomik düzeyi düşük daha problemli gençlerden oluşuyor. 75 yılın sonunda bulunan sonuçlar şöyle: Ailesine, arkadaşlarına ve topluma bağlı kişiler fiziksel olarak daha sağlıklı, daha mutlu ve daha uzun yaşıyorlar, yalnızlar için ise durum tam tersi işliyor. Yakın ilişkilerin sayısı değil doyumu önemli. Tüm evli olanlar değil, çatışmasız mutlu bir evliliği olanlar daha mutlu. 50’sinde doyumlu bir ilişkiye sahip olanların 85 yaşında daha sağlıklı oldukları bulunuyor. Doyumlu ilişkiler beynimizi de koruyor (hafıza, anılar, beynin dinç kalması gibi).Güvenli bağlanmanın olduğu doyumlu ilişkilerde insanlar kavgaları unutuyor. Sanılanın aksine insanları gerçekten mutlu eden ne para ne şöhret; sevgi ve paylaşımın olduğu tatmin edici yakın ilişkilere sahip olabilmek.
Mutlu olmak bir seçimdir ve şirketler bu seçimi yaparak ‘Mutlu Şirket, Mutlu Yönetici ve Mutlu Çalışan’ mottosunu bir şirket hedefi olarak koyabilirler. Bu bağlamda çalışanları için aktiviteler düzenler, dayanıklılıklarını arttırıcı ve stresle başa çıkmayı öğretecek eğitimler verirlerse mutluluk sadece çalışanın seçimi olmaktan çıkar ve bunu gerçekleştirme gücünü kendinde daha çok görürler. Böylece mutluluk ile başarıya ulaşan çalışanlar şirket için daha verimli olacak ve şirket bu sayede insan kaynağını en iyi şekilde değerlendirmiş olacaktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir